Cevapsız Mektuplar P.S-2

21.01.2020 / İzmir / P.S.2

Sevgili Nilgün

Hani yağmur yağmadan hemen önce hafif bir rüzgâr eser ya… Rüzgâr önce yağmurun kokusunu burnuna getirir, sonra da ıslaklığını hissedersin teninde. İşte yaşamın içinde en sevdiğim anlardan biri bu. Yazı yazmaya başlamadan önce de buna benzer hisler oluşuyor ellerimde. İkisi de yaşamak üstelik… Biri ıslak, biri siyah. İkisi de gerçek. Eğer yaşamaya devam edersem, yazmaya da devam ederim diye düşünüyorum. Çünkü “Yazmak bu Dünya’da var olmanın bir diğer yolu…”

Şimdi bir hastane kantininde oturmuş, hastane tostu ve çayıyla birlikte seni anımsıyorum. Burası Libya çölleri gibi yarım yaşamlar barındırıyor. Yarım gölge, yarım adım her insan burada. Hastane turnelerine çıktım, hem de hiç sanatsal olmayan ruhumla. Sana ellerimle bir mektup daha örüyorum. Aslında kalbimi burada yerinden çıkarsınlar istiyorum. Kalbimi Ege’de bırakmak istiyorum. Burada. Çünkü insan ölmeden anlamıyor. İnsan ölmeden anlaşılmıyor. İnsan ölmeden anlatamıyor Nilgün…

 “Cevapsız Mektuplar

Yaptığım bu kendime

Seninle konuşabilmemin tek yolu bu

Bizi sadece ölüm göz göze getirebilir.”

Sevgilerimle

Mert Kişot

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s