Cevapsız Mektuplar P.S-7

18.04.2020 / Çanakkale / P.S.7

Sevgili Nilgün

Sana Kaz Dağları’nın eteklerinden yazıyorum. Tertemiz bir havada, bulanık bir kafayla… Biraz da nasıl başlayabileceğimi bilmeden. Boşluk. Nasıl ölçülür? -tan / nasıl çıkılır? -a / neden girilir? Canımın acıdığı zamanları hatırlıyorum, hani şu kalp kırıkları bırakanlardan. Başka bir şehre gelmiştim üniversite için, kütüphane ilk durağımdı. Hikâyeleri çok severim, insanlık tarihi boyunca hep hikâyeler üretmiş, oyunlar oynamış. İşte ilk acımı bu durakta seyrelttim. Yani başka başka hikâyelere geçerek. Hatta sonra, çok sonra başka başka hikâyeler yazarak… İç döküş. Yazmanın ne denli parçalayıcı yanı var! Böyle böldüm kendimi Kırmızı Dudaklı Ölüm şiirlerine… 

“…Yazamıyorum dersem beni bağışla

Ellerimin arasında

Yazmayı da ölüm gibi bir his sayıyorum…”

Sayıyorum ve biraz daha büyüyorum Nilgün. Sırtımda çanta ve elimde fotoğraf makinesiyle, sırf yolun anatomisini anlayabilmek için biraz daha büyüyorum. Üstelik zamanı durdurduğum anlarda siyah beyaz bir şiir karesi çekiyorum kendime. Her birinin isimleri dahi var. Sevildim, sevdim… ŞAKA! (BECERİKSİZLİK) Ya sonra? Çok çok sonrası kafamı cama yaslayıp yolu izlemektir Nilgün. Sadece bu. Bir süre sonra artık nereye gittiğinin bir önemi kalmıyor.

İşte buradayım. Mektuba başladığım yer de. Boşluk. Kendimi parçalara böldüğüm için mi? Boşluk.

Sevgilerimle

Mert Kişot

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s