Cevapsız Mektuplar P.S-23

13.12.2020 / İzmir / P.S.23

Sevgili Nilgün

Yıl tükeniyor, yağmurlar yeni yeni yağmaya başladı. Özlediğim koku bu. Hâlâ freni patlamış bir araba misali ayaklarım, gözlerim kırık… Yine bundan Dünya’yı birleştiremeyişim. Bu mevsim fidan dikilmez bilirsin… Ama muhtarın karısı tutturdu mahallemizi güzelleştirelim, hepimiz yeniden çocuk olalım diye. İtiraz edemedim. İnsan ne kadar büyürse büyüsün çocukça kararlar vermekten kaçınamıyor Nilgün. Bir el birliğidir hallettik durumu. Mahallemizi ve geleceğimizi yeşile boyamanın mutluluğu ve huzuru dolmuştu içimize. En azından bir kısmımız için bunu söyleyebilirdim, çünkü umutsuzlar topluluğu hemen “acaba buraları yakacak roman karakterini hangi ünlü oyuncu oynayacak” diye düşünmeye başlamıştı. Hatta eline telefon ve kamera alan birkaç kişi haber niteliği taşıyacak bu durumu çekmeye hazır dahi bulunuyorlardı. İnanmazsın o hafta mahallemize matbaa bile açıldı. Bilirsin, medya bir yönetim aracıdır. Matbaa sahibinin gözlerimizin önünde büyük bir keyifle puro içtiği aşikâr, muhalefet (ihtiyar heyeti) hâlâ memleketi nasıl su üzerinde yürütürüz düşüncesinde. O kadar söyledim onlara oysa “çaylar kanserli, içmeyin” diye. Mahallemiz de bir de oyun yazarı sevdiğim bir abimiz var. “Mert, dur hele yasaklanmadan oynatalım şu oyunu” diyor. “Oynayalım abi” diyorum, “hemen geleceği öngörülü oyunları oynayalım. Geçmişten ceza veremezler ya! ” Hemen heyecanlanıyor oyun yazarı. “Dur ben şu perdeleri hanıma diktireyim”

Bütün bu karmaşalardan bir çocuklar habersiz, bir de muhtarın karısı Nilgün. Ben farkındayım, Libya çöllerinde yazdığın yazıları düşünüyorum ve her şey hiç değişmemiş gibi. Birkaç mektup önce bahsettiğim hastalıkta hâlâ Dünya’yı kasıp kavuruyor. Bir türlü aşamadık bu durumu, çoğumuz belki hastalığı geçirip hissetmeden atlatıyoruz. Öyle bir ihtimal de varmış yani. Daha önce tarihten okuduğumuz Pandemi durumunu yaşamak edebi bir saçmalık haline dönüşüyor… Bu yüzden “İnsan her duruma alışıyor” mottosunu sorguluyorum. Bir ütopyam vardı daha doğmamışken, oyunların dışında. Bütün insanların aynı anda intihar ettiği bir sahne. Alışamayan insanlık, kalbine ve hırslarına son verdi. Perde kapanır ama ışıklar sönmez. Kim bilir bu durum… Belki de yeni bir yaşamı başlatırdı. Öyle değil mi Nilgün?

Sevgilerimle

Mert Kişot

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s