Beni Bırak

Başkalarına ait hayatlar yaşadığımızı düşündün mü hiç? Daha hayata gelmeden, rahimden fırlamadan önüne seçenekler konduğunu?

Toplumun ihtiyaçları okuyacağın mesleği belirliyor bir kere… Ne istiyorsun umrunda değil kimsenin. Hayatını devam ettirmek istiyorsan toplumda tutuna bileceğin, pazarda yer edinebileceğin meslekler seçmen gerekiyor. Neyi sevdiğin hangi işi yapmak istediğin çokta umrunda değil kimsenin.

Peki ya özgür düşünce? Var mı öyle bir şey? Bir kere dışlanmamak için ruhsal bir hastalığının olmaması lazım. Sonra anneler o çocuğa dikkat et diyor. Zaten biz annelerin “görüşmeni istemiyorum” dediği o çocuklarız aslında. Ee daha önemlisi bir dinin bir siyasi görüşün olmalı toplumun benimsediği. Ya da çoğunluğun benimsediği. Yoksa yine dışarıdasın kabullenmeyecek kimse seni.

Peki ya ilişkiler. Herkes mükemmeli istiyor. Neden kimse istediği gibi mükemmel olmuyor. Herkes karşı taraftan bir şeyler bekliyor. Çok da umursamıyorlar senin ne istediğini ya da ne düşündüğünü.

Yani diyorum ki Roza rafine zevklerimiz var. Ama onuda yaşamamıza izin vermiyorlar.

“Olmak” fiilini, birinci tekil şahıs ile bir arada kullanamıyorum. Dersler de öğretmediler. Üçüncü çoğul şahısların “dedikleri” oluyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s