Cevapsız Mektuplar P.S.32

06.04.2021 / İzmir / P.S.32

Sevgili Nilgün

Anlatamadım. Ben anlatamadım ve anlayamadım bitkin söndüğüm yaşamın kıyısında. Kendimi “o” insanlarla hiç tanıştırmamalıydım. Aynayı hiç kaldırmamalıydım gözlerimin önünden. Bıktım. Bugünün ismi bu. Ne iletişimsizlik ama… Burada, her konuda uydu savaşları söz konusu. Ne temassızlık. Hep yanlış yerlerin yanlış zamanlarında bulunuyorum. İki yanlış yetiyor bir doğru edememezliğime. İki gözlü bir şık bilmecesi kalan. Ben artık görünmez miyim Nilgün? Bütün doğrular bensiz ve düzlemsel mi olmalı? Bir kedi olsaydım bu gece uyutulurdum. İnsanken çok güç, çok gülünç!

Gecenin hep kendine ait bir şarkısı var. Edebiyat öğretmeninin kuralları var. Bu raftaki bütün kitapların sıralaması var. İnsanların zamanları var Nilgün, hiçbir zaman oralarda olamadığım. Kavrayamadığım bir bütünlük zekâlılar. Ne de güzel uyuşuyorlar sözleriyle. Baktıkça karakökleniyorum. Ben aslında matematikten nefret ediyorum. Tüm bu küçük hesaplar peşinde koşmalardan… Dünya hâlâ kötüye gidiyor Nilgün. Artık öğrenmek, bilgiye erişmek o kadar da keyif vermiyor. Bilginin bile kölesi oluyoruz. Çünkü biliyoruz… Ama değiştiremiyoruz. Göz göre göre “sizin geleceğinizi biz inşa ediyoruz” diyorlar. Artık “yenidünya” düzeni bu diyorlar. Bize sormadan hem de. Böyle bir sistem kurmuşlar mecazi olarak yukarılarda, deliremiyorum da bu yüzden. Yüzyıllardır neyin arzusu bu anlayamıyorum. Belki de bu yüzden ölü olan sana yazıyorum. Sana sormadan hem de. Dur bir dakika, tarih hep böyle değil miydi zaten?

Hayallerim uzaydan düşen bir mekiğin parçaları gibi çarpıyor okyanusa. Ve bana hâlâ deli saçması olan mutluluk çabalarından bahsediyor insanlar. Çok para kazanmanın ya da karnımı doyurmanın peşine düşürüyorlar beni. İşte tam da bu noktada öğretmenlerime hep bir şeyler anlatmak isterdim aslında. Eğer gerçekten aptal bir öğrenci olmadığımı düşünüyorlarsa ve biraz olsa okuduklarımın, öğrendiklerimin, şahsi düşüncelerimin bir önemi vardıysa o zamanlar,  anlamalıydılar o sınıfta alacağım notların ya da sonrasında güzel bir işin, güzel bir evin… Ya da her ne vaatleri varsa hayatın! Beni mutlu edemeyeceğine. Sistemde yer alma isteği benim için sadece yaşama içgüdüsü ve merakla ilgili. Sevmekle ya da hazla ilgili değil. Çünkü günün sonunda aynı boşluğa düşüyorsa zihnim, daha fazla ne kadar devam edebilirim ki?

İşte bu yüzden intihar mektubunda ki sözlerini hiç unutmuyorum Nilgün Marmara. Bu yüzden normal kalamıyorum. Odaklanamıyorum. Çünkü “Her anın niye’sini sorgulayan bir varlığın saygısızlığını yok etmek için kararlaştırılmış bir eylem bu! Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte!                                                                                                                                               

Sevgilerimle

Mert Kişot

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s