Rosa, 1

Merhaba Rosa, yıllar sonra titrek parmaklarımla kaleme alıyorum bu mektubu. Yazarken, basmakalıp cümlelere başvurmamak için büyük çaba sarf ediyorum.

“Kurak topraklarıma yağmur ol gel, ben yanında ıslanırım..” demiştim. Rüzgar ters yöne esti. Camın önüne dikildim, sislerin arasından gelecek yağmur dolu bulutu bekledim. Rüzgar sürekli ters esti.

Alışamadım Rosa, insanlara ve onların varlıklarına alışamadım. Çok zorladım kendimi öfkelenmemek için, kinlenmemek için çok çabaladım. Ama üzerime sinmiş bir Azrail şevkati var. Kinimi canlarını alarak yansıtmak istiyorum. İçten bir köz ile yanıyorum. Bana yaptıklarını, bütün kemiklerimi kırarlarken nasıl huzurlu olduklarını hatırlıyorum.

Sen bu cümleleri okurken, “Seni kurtaracaktım, gerizekalı seni kurtaracaktım…” diye kızacaksın bana biliyorum. O sonbahar akşamında camın dışından uzattığın eli tutsaydım. Bugün herkes mutlu olacaktı. Ben de sevgiye bu kadar muhtaç birisi olmayacaktım. Kin tutuyorum diye kızmıyor olacaktın bana.

Keşke ile başlayan cümleler kurmamaya çalışıyorum artık Rosa. Kalabalık yerleri sevmezdim bilirsin. Terk ettim; bütün sokaklarını ezberlediğim, Fatih’in de çok sevdiği o şehri. Bir kıyı kasabasına yerleştim, tutamadığım balıkları sayıyorum. Uyumadan 2 tek sigara içiyorum, yağan yağmurun bıraktığı toprak kokusunu çekiyorum. Ölümüme hazırlanıyorum, aynada ki hocamla. En büyük hobisi beni taklit etmek olsa da anlaşıyoruz. En azından anlaşmaya çalışıyoruz.

” Bu kadar insan arasında nasıl yalnız kalmayı beceriyorsun?” diye sormuştun bana. Cevap verememiştim, belki de vermek istememiştim. Son mektubum olma olasılığına karşılık cevap veriyorum. Hangi insanlar Rosa? O insanlar ya da bu insanlar. Hangisinin umrundayız acaba?

Bu arada, ben buna mahkumum Rosa bunu anladım. İstediğim kadar yazayım, istediğim kadar anlatayım yerden omuzlarımla kaldırdığım cesetleri. İnsanlar sadece duyacak ve unutacaklar ertesi gün hiçbiri hatırlamayacak yine okşamayacak kimse kırılan saçlarımı. Bence güzel, ben bence açık bir anlatıcıyım, anlamayan onlar Rosa.

Martıların sesi yok Rosa, sevgi ise hep karanlıktı.

Elimden gelse ben çıkıp gelicem Rosa. Ama fidan ektim biliyor musun? Büyümesini bekliyorum. Oluşturacağı yeni ekosistemde tanrı rolünü nasıl üstleneceğini izlemek istiyorum. Yalnız başaracak her şeyi. Onu bekliyorum.

Bu mektubu posta kutusuna atmak hayatımda yaptığım en büyük hata olacak.

Nasıl yazmışım ellerimle sonumu?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s