Rosa,2

Keşke sana yazdığım son mektup son olarak kalsaydı, Rosa .

Kendini tekerrür eden bu dünyanın içinde, ben de kendimi tekerrür etmeye başladım. Sana tekrardan yazıyorum gibi basmakalıp bir cümleye başvurmadan önce, evimi su bastığını söylemek istiyorum.

Bugün bakkal Erdal’ın ölüm haberini aldıktan sonra insanların, göçeceğini bir kere daha anlamış ve bu düşüncenin önünde hazır ola geçmiştim. Fakat neydi? Bizi biraz daha bu bataklıkta boğulmaya iten şey neydi onu çözemedim. Duşa girdim biraz ayılayım diye, aniden bi intihar havası bastı evi… Duşu yarıda bırakıp ocağı açmaya gittim. İçime çekerken Azrail’in pis nefesini, altımdan vuran ıslaklığı hissedip ocağı kapattım. Gider ayak alt komşuma masraf açmak ve arkamda üzgün insanlar bırakmak istemedim. Tadilat ve tamirattan sonra tekrar gündeme getireceğim fani dünyayı.

Vücudunda belli belirgin yara izi olan kadınları hep çekici bulmuşumdur bilirsin. Beni etkileyenin yara değil altında yatan hikayeyi vücutlarında usanmadan taşıyan o karakterleri etkilemiştir. Yine bu kadınların birinden duymuştum bu cümleyi ” Canımı nasıl yakmışlar ama varya… 6 cilt kitap 2 cilt ansiklopedi yazılırdı hakkımda. Larousse ansiklopedisi, Acı ve Acı ile Yaşayanlar, 2 Cilt. 1. Cilt kapak resmi benim.” Yara izleri diyorduk, taşıyabilmek çok zor Rosa. Elini vücudunda gezdirmeye korkarsın bir kere aklına bir daha gelecek diye yada alışırsın acıya her gün yeniden çarparsın ayak parmağını masaya.

Freud vb. önemli düşünürlere gerekli yatırımın yapılmadığını düşünüyorum. Hipnoza daha fazla önem verilmeliydi. Çocukluğumuzu bu pis kokan ruh çöplüğümüzden söküp hak eden bedenlere nakledilerek uygun meblalarla yaşatılması konusunda şans tanınmalıydı. Nietzsche’ de zaten bilincimizin ve düşüncelerimizin bize ait olmadığını söylememiş miydi ? Bugün kafamı toplayamıyorum, Rosa. Biraz coğrafya biraz felsefe biraz psikoloji… Doğru ya kalbin bana paralel denize dikey mi uzanıyordu? Yoksa Beni teğet mi geçiyordu? Azıcıkta geometri bilgim var hani, fiyakalı.

Neyse konumuza dönelim. Bugün kadınların korkularından söz edeceğim. Çok fazla hikaye toplamak için çok fazla kadın tanıdım. Bazılarını yatakta bazılarını sokakta bazılarını avuç içlerinin suratımda bıraktığı kızarıklıkla tanıdım. Ama hatırı sayılır bir bilgi birikimi edindim. Sana yıllardır söylüyorum; ” Bu düzen bozulacak, bu düzeni kız çocukları bozacak” diyorum. Kız çocukları, büyüdüler kocaman kadınlar oldular. Ama hala bir tedirginlik söz konusu. Toplumda üstün olduklarını dile getirmekten çekiniyorlar. Erkek egemenliğinin son bulmasını istiyorum Rosa. Kadınların korkuları diye bi başlık olmamasını istiyorum. Sokakları sahiplenmelerini istiyorum. Hatta sokak başlarında ellerinde bira şişeleri gerekirse laf atsınlar istiyorum. Cesetlerin sokak aralarında, çimenliklerde, yada üzeri tam örtülmemiş deliklerde bulunmasını istemiyorum. Kız çocukları, kadın oldular, Rosa. Hala bir korku kokusu hakim ortalıkta. Ben insanları örgütlemek istiyorum, bir devrim yaratmak istiyorum. Tadilatlar ve tamiratlar bitene kadar ömrümü buna adamak istiyorum. Kadınlara da sevişme özgürlüğünün tanınmasını, kötü yakıştırmaların yapılmamasını istiyorum. Haberin var mı bilmiyorum. Bi hastalık sardı ortalığı, çok sevindim en başta. Yaşlılarımız ve sığ görüşlülerimiz tanrıları ile mutlu olacaklar diye. Yeni nesil gümbür gümbür ele geçirecek koltukları diye derken bilim adamları hal çaresini buldular. Onlara da kızamıyorum. İnsanları sevdiklerinden yapmıyorlar ya, dertleri sadece para.

Yalnızlığımı özlemişim Rosa. Asma balkonda kulağıma eğilip ” Yalnızlık kokuyorsun, üzerine çuk diye oturmuş bir gömlek gibi…” dediğin zamanlar geldi aklıma. Kalabalıklaşınca insan, insanlığından çıkıyor. Bir fikir zıttı ile karşılaşınca asla aynı fikir olmuyor Rosa. Fikirler değişiyor, bazen başka bir fikirle bazen ise insanla. Yalnızlık kalıplaşmış düşüncelerim için güzeldi aslında. Yanlışlarımı görmemi de engelliyordu. Dedim ya fikirler başka fikirlerle karşılaşınca değişir diye. İnsanlarda fikirler gibidir. Hatta her insan bir fikirdir. Bu yüzden her yeni ilişkide Fatma’ dan x , Yaren’den y Nilay’dan z özelliğini almış gibi çirkin bir yakıştırmaya başvurabiliyoruz. Aslında kalabalıkta herkes birbirine denk geliyor.

Sadece ölülerin fikirleri değişmiyor Rosa. Bir de yalnızlık kokan insanların. Parfümümü buldum. Kokusu hiç bozulmamış Rosa. Ara sokaklarda görüşmek üzere.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s