Sen/Ben ve Ortak Bir Mektup

Ve bir kere daha, hala gücüm varken bu kalemi tutuyorum. ‘Bu sefer anlatacak çok şeyim yok zaten’ düşüncesi ile oturduğum bu masada ‘Hangisini anlatsam?’ diye düşünüyorum. Heba ettiğim 4 saat ve sonunda girişimi yapıyorum.

Burada umut kalmadı. İnsanlar karanlıklarda canavar gibi dolanıyorlar. Açlıktan kemikleri sayılıyor. Yiyebilecekleri, sömürebilecekleri, yeni saf sevgileri kovalıyorlar. Burada umut kalmadı ! Kimsenin aklı sabahı görebileceğini kesmiyor. Kocaman güneşin parıltısı dahi çiçeklerin açmasına yetmiyor. Ölümler aniden gerçekleşiyor. Morga giren doktorlar ” Sevgisizlikten ve Sadakatsizlikten. Başınız sağolsun” temennisinde bulunuyor. Burayı ablukaya aldılar girişler ve çıkışlar kapalı. Kapıları kilitledim. Sana ulaşana kadar bu arsız sevgi yamyamlarının bu eve girmesini engellemeye çalışıyorum.

Çalıştım da.. Sanırım başaramadım. Ellerim.. ellerim soğuk yalnız ıssız içim hissiz ve yabani. Oysa o gün.. Hatırlasana ya.. Hadi! Hani buluşmuştuk… Sen aniden elimi tutmuştun. Oysa sevgilin vardı ama sevmiyorum demiştin.. Halbuki bu senin kişiliğindi ! Neden o gün göremedim ? İlk kez biri elimi tuttu diye mi ? Hayır hayır bu öyle basit bir trafik kazası gibi görünemezdi ki! Geldin ya geldin! Kapımdaydın.. Sınırlı gövdem ile seni sınırsız sarmalamıştım hani..

Bu öyle bir yalnızlık ki. Araba çarpmasın diye kaldırım taşına bayıldım yine. Beni en kötü şeyle imtihan ediyorsun. Fark ediyor musun? Elini tutup yürüdüğüm o sokaklarda, varlığın ile yokluğunu yaşayan ben yürüyorum. Gelmeni bekliyorum, kapılarım hala kapalı içeriye kimseyi almıyorum. Ben çıkamıyorum dedim ya ablukadayız. Üşüyen ellerime battaniye olman için seni bekliyorum. Ama geçikiyorsun. Ya çok geçikirsen. Ya sen geldiğinde benden geriye sadece kemiklerim kalmış olursa. Ya? Ya? Ya? YAAAAAAAAA…. Ben gerçek anlamda ölmüş olursam ve ölürken avazım çıktığı kadar bağırmış olursam, sen bunu duymamış olursan. Duvarlar sesimi yutmuş olursa… Musluk damlatıyor, bir saniye. Sigara karaborsa. Alkolü kendim yapıyorum.

Demiştim…

Senin bir şeyleri ilgi çekici hale getirmek için vurguladığın bir ses tonun var ya hani, heh.. İşte öyle konuştun yine o an. Sizin evdeydik. Uzun uzun konuşmuştuk sanki konuşmaların sonu bitmeyecek seni tanımanın sonu gelmeyecekti.
Öyle deli gibi aşık olmuştum ki sana.. sarıldığım o ilk an, burnuma gelen kokun.. Off nasıl da derin nefes aldım. Ee bırakırsam giderdi. Ama oradaydın işte karşımdaydın kaybolmuyordun da.. Gerçekliğine varlığına inanışım en büyük aldanışım olduğundan habersiz gülüşlerim.. Dur, dur bi balkona çıkıyorum. Düşündüğüm zaman nefes alamadığım anlar oluyor, senin haberin yok tabi. Beni nasıl ne halde bıraktığından haberin yok! Hoş.. olsa ne fark edecek ki?

Bazen aklım çok karışıyor. Aklım seninle karışıyor. Hikayemin arasına acılarını sıkıştırıyorum. Hazır elim kalem tutmuşken devam etmek istiyorum.

Sanki üzülecek misin? Yada ne yaptım diyecek misin? Balkonda ki çiçeklerim bile gülmüyor artık suratıma. Zaten ne bekliyordum ki, suratımda minicik bir mimik kalmamış. Ah buradan düşsem, ah buradan… Aaaa, yok, yok, yok, yok, en azından ölümüm cafcaflı olsun. Tanrım duy sesimi. Bu karanlık ve ayaz gecede balkonda sigarasını içen ve sevgi hırsızlarından kaçan benim duy sesimi. Tamam çok iyi bir kul değilim, sen yine de duy sesimi. Bak ileride değerlenicem, altın gibiyim. Duy sesimi!… hah haha hah ! Duayı bile beceremedim. Sen üzerime 1 düzine yıldırım sıçsana Tanrım. Adıma layık bir ölüm olsun. Manşet düşsünler bütün gazetelere. ‘Ablukaya alınan, yalnızlar kendinde Deniz’e düşen 12 adet yıldırım bütün şehirde elektrik kesintisine neden olduğu için güvenlik sistemleri devre dışı kaldı. Şehirde bütün sevgi tükendi. Bilir kişiler, yıldırımlarımın sebebini kendini bilmez bir adamın tanrısı ile arasında ki konuşma olduğunu düşünüyor .’ Sanırım delirmenin son evresine giriyorum ve sen hala gelmemişsin.

Gelmezsin de zaten.. Hem neden gelesin ki benden almak istediklerinin hepsini aldın.. Benden beni aldın sen! İstememiştim.. Yemin ederim istememiştim. Evet seni seviyordum ve belki ileride olur demiştim ama asla hazır değildim! Küçücük ellerimle ittirdim ben seni … Senin ise tek istediğin merakını gidermekti. Gözün dönmüştü başka bakıyordun başkaydı sesin dokunuşun başkaydı. Engel olamadım sana… Ve sen istediğini alana kadar bırakmadın beni.. Canım.. ahh canım çok yandı! Korku ? Yüreğim yerinden çıkacak kadar. Pencere açık ama nefes alamayacak kadar.. Ben ne olduğunun ıdrakına varamadan oldu her şey.. Beni istediklerini aldıktan sonra terketmen de böyle oldu. İnanç mı? Yaşamaya dair tek inancım senin geri dönebilme ihtimalindi..

Ya kaybedersem. Ve “Lanet Şeytan. Uzat sözleşmeyi. Kanımla imzalayacağım” dersem. Ve her şeyimi bir tarla parasına satar gidersem. Korkum sadece sen değil. Korkum inancımın kalmaması hiçbir şeye…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s