bi türk kahvesi içelim ve öyle çık

vaktiyle ettiğim büyük yeminlerin
ve bi daha uğramayacağımı söylediğim muhitlerin
esareti altındayım
doğru bir zaman bulunmamakta
sana günler ve kumlar, olmayan duvarlar
vücuduna yerleşmiş güneş yanıkları borçluyum

kötülükler yapıp yine sana dönüyordum
ayıplarımı örtmek için çıkarken çöplerini atıyordum
ceplerim boştu, anahtarım yoktu
tavan arasındaki evinin kapısı bana hep açıktı
güneşin küçük pencerene vurduğu
neden hiçbir mevsim yoktu
bütün cevapları senden bekliyordum
sorularım da planlarım da kim vurduya gidiyordu

bekleme salonları, otobüs kuyrukları
üst üste sigara yaktıran şehir otogarları
hepsi mi geride kaldı?
tebessümle acınası gözlerime bakmıştın
üzerinde bi annenin henüz olgunlaşmamış şefkati
ve solmuş dövmelerinde denizin kokusu vardı
ağustos sona ererken
tüm eve dönüş çabalarımız boşunaydı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s